Anasayfa | Yönetim | Sendikamız | İletişim
Genel Başkan Tonbul, “Maden ve İnsan” Dergisine Röportaj Verdi
30 Ekim 2018

Enerji Bir-Sen Genel Başkanı Hacı Bayram Tonbul, Maden İşleri Genel Müdürlüğü (MİGEM)’in çıkarttığı “Maden ve İnsan” dergisine röportaj verdi.

Enerji Bir-Sen Genel Başkanı Hacı Bayram Tonbul, Maden İşleri Genel Müdürlüğü (MİGEM)’in çıkarttığı “Maden ve İnsan” dergisinin 3. Sayısı için Strateji ve Koordinasyon Daire Başkanı Fatih Pekdemir ile birlikte röportaj gerçekleştirdi.

Röportajın tam metni;

 

  1. Öncelikle sizi tanımak isteriz. Bize kendinizden kısaca bahseder misiniz?

1964 yılında Gümüşhane ili Şiran ilçesi Sarıca köyünde dünyaya geldim. 1975 yılında Şiran İlkokulu’ndan mezun olduktan sonra Şiran ortaokuluna devam ettim. 1978 yılında babamın memuriyeti nedeniyle Erzincan’a taşındık. Lise eğitimimi Erzincan Sivil Lise olarak bilinen okulda tamamladım. 1982 yılında girdiğim Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri bölümünden 1986 yılında Ziraat Mühendisi olarak mezun oldum. İş hayatına 1987 yılında TC. Ziraat Bankasında mühendis olarak başladım ve o günkü adıyla Kontrollü Zirai Krediler’de görev yaptım. Hayvancılığı Geliştirme Projeleri’nin yanı sıra MEYSEB projesi diye adlandırılan projelerde fiilen görev aldım.

Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğünün açtığı sınavı kazanarak Muş, Alparslan TİM’e atandım. 1989 yılında tekrar Ziraat Bankasına döndüm ve sırasıyla Çatak ve Muş şubelerinde çalıştım. Muş şubesinde Muş-Bingöl Kırsal Kalkınma Projesi, Türk-İtalyan Anifi Projesi, Zirai Krediler ve diğer kredilerin açılması, projelendirilmesinde görev yaptım.

2001 yılındaki kriz ve bu kriz sonrasında yapılan özelleştirme çalışmalarıyla DSİ Genel Müdürlüğü’ne Mühendis olarak atandım. DSİ Etüt ve Plan Dairesinde Toprak ve Drenaj Şubesinde bir müddet çalıştıktan sonra İdari ve Mali İşler Dairesi’ne Başkan Yardımcısı olarak atandım.

2003 yılında Enerji Bir Sen’in işyeri temsilciliği görevinde bulundum. 2005 yılında Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyeliği’ne 2008 yılında ise Genel Başkanlığa seçildim. Halen Enerji Bir-Sen Genel Başkanlığı ve Memur Sen Genel Mevzuat ve Toplu Sözleşme Sekreterliği görevlerini yürütmekteyim. Evli ve üç çocuk babasıyım.

 

  1. Enerji Bir-Sen Genel Başkanı olarak göreve başladığınız günden bu yana ne gibi değişikliklere imza attınız?

15 yılı aşkın bir süredir bilfiil Memur-Sen ve Enerji Bir-Sen camiasının içerisindeyim. Bu sürenin büyük çoğunluğu yollarda geçti diyebilirim. Türkiye’nin tamamında örgütlü bir sendikal teşkilatımız var. Üyelerimiz ve teşkilatımız ile gerek toplantı gerek ziyaret şeklinde sürekli iletişim içerisindeyiz. En büyük başarımız olarak gördüğüm, 2010 yılında gerçekleşen Anayasa Değişikliği Referandumundaki “Yetmez Ama Evet” çalışmamız neticesinde elde ettiğimiz kamu görevlileri adına Toplu Sözleşme yapabilme hakkını elde etmemizdir. Bu başarı bize yüzlerce yeni kazanımın kapısını aralamış oldu. Teşkilatlarımızla artık daha sık bir araya gelerek Toplu Sözleşme öncesi ve sonra görüşmelerimiz artmaya başlamış oldu. Toplu Sözleşme kazanımlarının her yerde eşit olarak uygulanabilirliğinin sendikal denetimi bize daha koordineli hareket etmenin gerekliliğini gösterdi. Bu anlamda gerçekleştirdiğimiz toplantıların yanında bilgi akışını sağlamak adına dijital platformları da etkin olarak kullanmaya başlamış olduk.

Mühendis olmanın verdiği bakış açısı ile her zaman çözüm odaklı hareket etmekten yanayımdır. Özellikle Toplu Sözleşme masasında bürokratik engellerin çoğu zaman bizlere ayak bağı olduğunu, bunları azaltmaktan, kolaylaştırmaktan yana olduğumu dile getiriyorum. Bizim işimiz hizmet etmek, insanların daha müreffeh seviyelerde yaşamalarını ve istihdam edilmelerini sağlamak. Kavram karmaşası yolu uzatmaktan öteye gitmiyor. Bu manada hem sendika için hem kurumlar ve yöneticiler arası sağlıklı iletişim ve bireyler arası ikili diyaloğa oldukça önem veriyorum. Yeri geliyor sayfalarca yazışmaların içinden çıkılmazken yüz yüze iletişimde çok daha akılcı ve pratik sonuçlar elde edebiliyoruz. Bu görüş sendikamızda genel anlamda bir ilke haline gelmiş ve kurumsal iletişimizi de olumlu etkilemiştir.

 

  1. Yeni dönemde ülkemizin sendikal gelişiminde ne gibi değişiklikleri beklemeliyiz?

Yeni Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile birlikte 4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nda boşluklar oluşmaya başladı, Muhatap bulma konusunda sıkıntılar ortaya çıktı. Yani Toplu Sözleşme görüşmeleri için kiminle masaya oturulacağı belli değil.  Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yapısında değişikliğe gidilerek Aile, Çalışma ve Sosyal Politikalar Bakanlığı oluşturuldu. 4688’de Çalışma ve Sosyal güvenlik Bakanlığı ibaresi geçmekte. Yine Kalkınma Bakanlığı’nda da aynı şekilde yapısal değişliklerin gerçekleşmesi, Maliye Bakanlığına bağlı Bütçe ve Mali Kontrol (BÜMKO) Genel Müdürlüğü’nün kapatılması, Devlet Personel Başkanlığı’nın bir yıl süre ile çalışmaya devam ettikten sonra kapatılacak olması gibi etkenler göz önüne alındığında geriye sadece İçişleri Bakanlığına bağlı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü kalıyor. Hal böyle iken masanın taraflarının kimlerden oluşacağı muhatap bulma açısından hem merak hem de sorun oluşturuyor.

Yine Toplu Sözleşmede taraflar belirlenmesi için eklenen “Kamu personellerini temsilen en fazla üyeyi kaydeden sendikaların Konfederasyon Başkanı başkanlık yapar ve en fazla üye kaydeden ikinci ve üçüncü sendikaların Konfederasyon Başkanları da Toplu Sözleşme masana temsilen katılırlar.” İbaresi, Dünyada bir örneği olmadığı gibi Toplu Sözleşme masasının da anlamını yitirmesine neden olmaktadır. Dolayısı ile masanın her iki tarafında da katılımcıların net bir şekilde belirtilerek kanunda düzelme yapılmalıdır.

Kamu personelleri açısından iki türlü Toplu Sözleşme yapıyoruz. Bunlardan birincisi Genel Toplu Sözleşme ikincisi ise Hizmet Kolları Toplu Sözleşmeleri. Burada elde edilen mali ve sosyal tüm kazanımlardan Genel Yetkili Sendikanın üyesi olsun veya olmasın tüm haklardan tüm kamu görevlileri eşit miktarda faydalanmakta. Dolayısı ile sendika üyeliğinin, sendikal örgütlenmenin cazibesinin kalmadığı bir sendikal sistemin içerisinde hareket etmek zorunda kalıyoruz. Konfederasyon seviyesinde Dayanışma aidatı veya hizmet kollarında Yetkili Sendikaya dayanışma aidatının ödenmesi gerektiği ile ilgili talebimiz var. Bilindiği üzere sendika üyeliği anayasal bir hak. Türkiye’deki tüm kamu görevlilerine baktığımızda 3,2 Milyon kişinin üçte biri sendikalı. Diğer üçte biri ise sendikal yasaklı, yani; Polis, Asker, Hakim, Savcı ve Üst Yönetici kesimi önündeki kısıtlama nedeni ile yalnızca genel kazanımlardan faydalanabilmekteler fakat hizmet kollarına özel ihtiyaçlarına ve sorunlarına yönelik görüşmeler yapılamamakta ve mağduriyetler oluşmakta.

Yani özetle Toplu Sözleşme masanın tarafları, masanın toplanması, kapsamı hususlarında düzenlemeler bekliyoruz.

 

  1. İş kolu çalışanlarınız için birçok kazanımlar elde ettiniz. Daha önceki ve son Toplu sözleşmelerde maden ve enerji sektörü çalışanları için ne gibi kazanımlar sağlandı?

Daha önce belirttiğim gibi 2010 Referandumu bizim için gerçek manada bir dönüm noktası oldu. Bir Toplu Sözleşme döneminde ortalama 700-800 arası taleple masaya oturuyoruz. Gerek bütçe açısından gerekse de mevzuata uygunluk açısından masanın tarafları ile yapılan görüşmeler neticesinde eleme yaparak bu sayı 250-300 oluyor. Tabi gönül ister ki tüm talepleri kazanıma dönüştürelim, fakat kabul etmek gerekir ki mevzuatlar, yönetmelikler ve bütçe sınırlaması nedeniyle talepleri önem sırasına koymak zorunda kalıyoruz. Yine bir diğer sorun ise, daha önce kazandığımız bir talebi gelecek dönem tekrar talep etmemiz gerekmesi, aksi takdirde yürürlükten kalkacak olması. Bu önceki kazanımların listeye yeni giren taleplerin önünün de kesilmesine neden olabiliyor. Tüm bunlara rağmen sayısız önemli kazanımlara imza attık. Bunların içinden önemli olanlardan kısaca bahsetmek gerekirse; Koruyucu gıda yardımı, Koruyucu giyim yardımı, mahrumiyet bölgesi sayabileceğimiz yerleşim yerlerinden uzak baraj, fabrika, trafo gibi yerlede görev yapan personele ve ailesine okul ve sosyal servis imkânı, vardiya servisi, ÇAYKUR ve Şeker Fabrikalarında kampanya primi, yine DSİ, EÜAŞ, TKİ ve TTK’ya ait bazı kritik öneme sahip projelerde, terör bölgelerinde, mahrumiyet bölgesi sayılan yerlerde çalışanlara ek ödemeler kazandık. MTA kamplarında ücretsiz yemek kazanımımız vardı fakat buna sonradan Piri Reis gibi sondaj gemilerimiz dahil oldu, bunlar bu kapsama alınarak ücretsiz yemek almaya başladı.

Bunların yanında Memur-Sen olarak elde ettiğimiz genel kazanımlar mevcut. Yüzdelik maaş zamları, emekliliğe yönelik kazanımlar, sosyal kazanımlar elde ettik. 7-8 yıl kazar öncesinde eşinizin anne veya babası vefat ettiğinde bile izin hakkınız yoktu. Bugün bu kazanımlarımızı dile getirdiğimizde pek önemsenmiyor fakat bunlar sosyal anlamda çok önemli kazanımlar ve asıl odak noktası mali kazanımlar olduğunda biraz göz ardı ediliyor. Biz Memur-Sen olarak mali haklar kadar sosyal haklara ve kazanımlara oldukça önem veriyoruz. Çünkü bir çalışana yalnızca istediği düzeyde ücret ödemeniz onu mutlu etmeyecektir. Refah içerisinde yaşamasını ve işini severek yapmasını da sağlamanız gerekir.

 

  1. Peki gelecek dönemde elde etmek istediğiniz kazanımlar nelerdir?

Enerji, Sanayi ve Madencilik Hizmet Kolu çalışanlarımız için diğer hizmet kollarına göre daha kapsamlı kazanımlar elde etmemize rağmen bazı kurumlarımızda istediğimiz seviyede kazanımlar elde edemedik. Madencilik ve Enerji alanında görev yapan çalışanlarımız için zorlu görev yerlerinde özellikle Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) ve Türkiye Kömür İşletmeleri (TKİ)’ne ait maden sahalarında çalışan idari ve teknik personelin almasını sağladığımız aylık 30TL tazminatın artırılarak cazip bir seviyeye ulaşması yönündeki talebimiz için çalışmamız var. Hizmet Kolumuza özel ve en önemli kazanımımız sayılabilecek olan Koruyu Giyim Yardımı’nın temini sırasında bazı kurumlarımızda sık sık yaşanan sorunların giderilmesi için çalışmalarımız olacak. Çünkü bu hak, toplu sözleşmede kazanılarak kanunlaşmıştır ve uygulanması zorunludur.

Enerji sektöründe de üretim, iletim, dağıtım, tedarik gibi kollarda çalışan arkadaşlarımızın aileleriyle birlikte kalabilmeleri için özendirici teşvik veya ikramiye desteğinin sağlanmasını istiyoruz. Bu anlamda Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi (TEİAŞ), Elektrik Üretim Anonim Şirketi (EÜAŞ) ve Türkiye Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi (TEDAŞ) için elde ettiğimiz kazanımlardan hizmet kolumuzdaki diğer kurumlarda aynı işi yapan personellerin de faydalanması için çalışmalarımız devam ediyor.

24 Haziran Cumhurbaşkanlığı Seçiminde gündemde olan 3600 ek gösterge sayısının bazı hizmet kollarındaki çalışanları kapsaması, kamu kesiminin tamamında bir beklenti oluşturdu ve emeklilik başvurularının azalmasına neden oldu. Bu konuda da çalışmalarımız ek gösterge ve ek ödemeler olarak iki grupta devam etmektedir.

 

  1. Son dönemlerde özellikle Afrika ülkelerine ziyaretlerinizi takip ediyoruz, Afrika’da enerji ve madencilik alanında fırsatlar nelerdir?

Memur-Sen olarak İslam İş birliği Teşkilatı içerisinde bir sivil toplum örgütü oluşturulması maksadı ile İstanbul’da iki uluslararası toplantı gerçekleştirdik ve bu toplantılarda gerçekleştirdiğimiz ikili diyaloglar neticesinde iade-i ziyaret olarak Memur-Sen’i temsilen katılımcı tüm ülkelerdeki sendikaları ziyaret etmeye başladık. Ben Afrika ülkelerini, özellikle de Sahra altı ülkeleri ziyaret ettim. Buralardaki izlenimlerim içerisinde enerji alanında çok büyük potansiyele sahip kaynaklarının olduğu ve bunu ihtiyaçlarını karşılayacak hale getirememeleri ön plana çıkmakta. Ziyaret ettiğim Afrika ülkelerinin enerji ihtiyacını karşılayan ülkelere baktığımızda Batı Avrupa ülkeleri, Amerika, Çin ve Japonya gibi ülkeler başı çekmekte. Özellikle Fransızcanın yayın olduğu bölgelerde Fransa’nın ciddi yatırımları mevcut. Ülkelerdeki akarsu, rüzgâr, güneş, kömür gibi enerji üretimi için zengin kaynaklara sahip olmalarına rağmen başkentlerde bile elektriğe düzenli olarak ulaşabilmek çok zor ve kıymetli bir konumda. Buralarda Türkiye’nin mevcut bilgi birikimiyle iş birliği yapması, kamu ve özel sektör eliyle bölgede etkinliğini artırması için çok büyük fırsatlar mevcut. Maden Tetkik ve Arama (MTA) ve Devlet Su İşleri (DSİ) gibi kurumlarımızın yurtdışında faaliyet gösterebilecek statüye ve yapıya kavuşturulması mevcut bilgi birikiminin buralara aktarılması açısından oldukça önemlidir.

Yaptığımız görüşmelerde sendikacıların ve genel anlamda halkın talebi diğer kapitalist sömürü ülkelerindense Türkiye’nin buralara gelerek kardeş ülke anlayışı ile iş birliği yapmalarını talep ediyorlar. Zaten Türkiye birçok yardım kuruluşu ile yıllardır burada bir sosyal zemin oluşturmuş durumda. Bu kurumlar arasında en önemlisi de Türk İş birliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA). Fakat belirttiğim gibi artık yardımdan ziyade kalıcı çözümlerle ekonomik değerler katacak hamlelerin yapılması daha önemli. Ayrıca insanların eğitimi noktasında ciddi bir talepleri var. Örneği Burkina Faso’dan 5 mühendis Enerji Bakanlığı ve Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü (YEGM) ortaklaşa bir çalışma yaparak güneş enerjisi üzerine bir eğitim verdi. Biz oralara gittiğimizde bizlere gelen bu yöndeki talepleri sendikal imkanlarla yapmamız oldukça zor. Bunları ancak kurumlar arasındaki anlaşmalarla sağlamak mümkün. Bizler de aradaki köprüyü kurmaya çalışıyoruz.

 

  1. Peki Türk sektör yatırımcılarına Afrika ülkeleri ile ilgili ne gibi tavsiyeleriniz var?

Özellikle Güney Afrika’da kömür madenleri oldukça fazla sayıda. Türkiye’nin de taşkömürüne ihtiyacı olduğunu düşünürsek burada yapılacak yatırımlarla veya burada MTA’nın yapacağı aramalarla yeni sahalar ortaya çıkarılabilir. Ayrıca bu bölge değerli madenler açısından da oldukça zengin ve Türkiye bu alana yapılan yatırımlarda diğer ülkelere kıyasla oldukça geri bir konumda. Altın gibi kıymetli madenler Batılı ülkeler eliyle işletiliyor, bölge halkının bundan faydalanmasına neredeyse hiç imkan tanınmıyor. Çad ve Nijer gibi ülkeler ise petrol rezervlerinin oldukça fazla olmasına rağmen ekonomik yetersizlikler ve teknik bilgi eksikliği nedeniyle bu zenginliği yine başka ülkelere açmak durumunda kalıyorlar. Bizim ilgili kurumlarımızla ve özel sektör girişimcilerimizle birlikte buralara gitmemizin faydalı olacağını düşünüyorum.

Türk yatırımcılarımızın özellikle buralara yönlendirilmesi, bunun için devletlerarası anlaşmalar ile desteklenmesi ve bürokratik engellere takılmaması önemli. Özellikle Batılı devletlerin buradaki etkinliğini artıracak ve koruyacak bürokratik bir oligarşi söz konusu. Bu ülkelerdeki elçiliklerimizin ve ticari ataşelerimizin fonksiyonlarının da bu amaçlar doğrultusunda geliştirilmesi gerekmektedir.

 

  1. Madencilik sektörünün önümüzdeki 10 yılı hakkında neler düşünüyorsunuz, sizce GSYİH içerisindeki sektör payı nasıl artırılabilir?

Madencilik sektörü Türkiye’de son zamanlara ciddi bir ivme kazanmasına rağmen istenilen seviyeye maalesef gelemedi. Çünkü madencilik sektörü titizlik gerektiren sabır isteyen ve oldukça maliyet yükleyen bir yatırım. İşletme sermayesi olsun, ilk tesis kurulum maliyeti olsun diğer yatırım alanlarına göre oldukça külfetli bir alan. Ayrıca mekanik ve iş gücü anlamında da kaza riski oldukça yüksek. Bu da sigorta ve tazminat için de ayrıca bir kalem demek. Tüm bu maliyetler karşısında bu sektöre girmek isteyen girişimciye finansal anlamda destek sağlayacak Eti Bank benzeri bir kuruluş olmalı. Bankalar başka alanların daha cazip geldiğini düşünerek bu sektöre gerektiği önemi göstermeyebiliyorlar. Bu açıdan bakıldığında finansör kurum arayışı daha da önem kazanıyor. Ayrıca bu alana girmek isteyen bir girişimdi finansmanın yanı sıra uzun süren bürokratik bir süreçten de geçiyor. Yeraltı zenginliğiyle bilinen bir ülke olarak öz kaynaklarımızın ekonomimize kazandırılması için girişimcilere destek ve kolaylık sağlanmalı.

Son 10-15 yılda yeteri kadar sondaj ve arama çalışması yapıldığını düşünüyorum. Hatta Cumhuriyet tarihinde olmayan bir seviyede diyebiliriz. Bu çalışmalar ışığında elde edilen verilerin bilgi bankası şeklinde kurumlar ve şirketler için yönlendirici kaynaklar halinde paylaşılmasının da sektöre ivme kazandıracağına inanıyorum. Tüm bu anlattıklarım ile ilgili MİGEM tarafından üzerinde hassasiyetle çalışılarak oluşturulan UMREK ve TÜVEK gibi yapıların kurulumunda emeği geçenleri tebrik ediyor, bu tür çalışmaları da destekliyorum.

 

  1. Bu güzel ve bilgi dolu röportaj için teşekkür ederiz. Son olarak sektörümüz ve dergimiz ile ilgili söylemek istediğiniz birkaç cümle var mı?

Özellikle belirtmek isterim ki Maden ve İnsan dergisini ilk gördüğümde büyük memnuniyet duydum. Enerji camiasında çocuklukla özel sektör kökenli dergiler mevcut. Kamusal alanda bu eksikliği çok güzel doldurduğunu ve alanında uzaman kıymetli insanlarla gerçekleştirdiğiniz röportaj ve söyleşilerin oldukça faydalı olduğunu düşünüyorum. Bu güzide derginizde bana da yer vermeniz beni son derece mutlu etti. Başta Bakanımız Sn. Fatih Dönmez olmak üzere tüm yayın ekibinize ve sizlere teşekkür ediyorum.

Son olarak ülkemizin yeraltı zenginliğinin hem miktar hem çeşitlilik olarak büyük potansiyele sahip olması Türk ekonomisi için çok önemli bir fırsat olarak görüyorum. Bu zenginliğimizi sadece hammadde ihracı olarak değil de gerçek manada işlenmiş son ürün haline getirdiğimizde dünyanın sayılı ekonomilerinden biri olacağımıza dair inancım tamdır.

Diğer Haberler

Bizi Takip Edin
     
Duyurular

Enerji Bir-Sen üyelerine özel indirimli kuru temizleme anlaşması. Ender Kuru Temizleme indirimli fiyat listesi: Takım Elbise: 15TL, Ceket, 9TL, Pantolon, 6TL, Gömlek 5TL, Kazak 6TL, Etek 6TL, Palto 15TL, Kaban 15TL, Mont 15TL, Elyaf Yorgan 20TL, Battaniye 15TL. Adres: Necatibey Cd. No:86/A Kızılay, Fevziçakmak-2 Sk. No:38/A-B Kızılay Tel: 0312 230 10 81-70
28 Eylül 2018

Enerji Bir-Sen Ankara 4 Nolu Şube Başkan Yardımcısı Mehmet Çayır’ın babası vefat etmiştir. Cenazesi bugün (24.09.2018 Pazartesi) öğle namazına müteakip Çubuk Mutluköy’de defnedilecektir. Allah rahmet eylesin.
24 Eylül 2018

Emet Eti Bor İşletme Müdür Yardımcısı olarak görev yapan üyemiz Doç.Dr. Mehmet Savaş'ın annesi vefat etmiştir. Cenazesi bugün (10.09.2018) öğle namazına müteakip Köprücek Köyü Mezarlığına defnedilecektir. Allah rahmet eylesin.
10 Eylül 2018

Enerji Bir-Sen Adıyaman İl Başkan Yardımcımız Fehmi Çakır'ın kayınpederi vefat etmiştir. Merhuma Allah'tan rahmet, yakınlarına baş sağlığı diliyoruz. (Tel: 533 686 83 92)
05 Eylül 2018

Enerji Bir-Sen Adıyaman İl Başkan Yardımcımız Fehmi Çakır'ın kayınpederi vefat etmiştir. Merhuma Allah'tan rahmet, yakınlarına baş sağlığı diliyoruz. (Tel: 533 686 83 92)
05 Eylül 2018

Enerji Bir-Sen Zonguldak Şube Başkan Yardımcımız Şevket İnce'nin annesi vefat etmiştir. Merhumeye Allah'tan rahmet, yakınlarına baş sağlığı diliyoruz. (Tel:536 494 89 05)
30 Ağustos 2018

Samsun Altınkaya HES’de görevli Yeşilırmak Şube Disiplin Kurulu Üyemiz Ümit Uçaravcı'nın annesi vefat etmiştir. Cenazesi bugün (12.08.2018) Bafra Mevlâna Mahallesi Esentepe Caminde ikindi namazına müteakip Bafra asri mezarlığına defnedilecektir. Merhumeye Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyoruz. (0 541 525 77 55)
12 Ağustos 2018

Eski üyelerimizden DSİ Sivas 19. Bölge Müdürü İsmail Kaya'nın kayınbiraderi vefat etmiştir. Cenazesi 4 Ağustos Cumartesi öğle namazını müteakip Mersin'den kaldırılacaktır. Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun.
04 Ağustos 2018

MKEK Çankırı Silah Fabrikası Müdürlüğünde görevli üyemiz Abdullah Barışkan'nın babası vefat etmiştir. Cenazesi 22 Temmuz Pazar günü Çankırı ili, Orta ilçesi, Kalfat Köyünde öğle namaza müteakip defnedilecektir. Merhuma Allah'tan rahmet, kederli ailesine ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz.
22 Temmuz 2018

Kars İl Başkanımız Cafer Samgar’ın babası vefat etmiştir. Merhuma Allahtan rahmet, kederli ailesine ve yakınlarına başsağlığı dileriz. (Tel: 0543 668 30 55)
16 Temmuz 2018