
Tonbul, TRT Haber’in ‘’Dünya Madenciler Günü’’ Özel Yayınına Katıldı
Memur-Sen Genel Başkan Yardımcısı Enerji Bir-Sen Genel Başkanı Hacı Bayram Tonbul, TRT Haberin canlı yayın konuğu oldu. Tonbul, ‘’Dünya Madenciler Günü’’ özel yayınında önemli açıklamalarda bulundu.
‘’Sektörde En ileri Teknolojiyi Kullanmalıyız’’
Madencilik sektöünde yaşanan kazaların azaltılması noktasında ileri teknolojinin önemli olduğunu söyleyen Tonbul, ‘’ 1930’lu, 1940’lı yıllardan, bahsediliyor, biz 21’inci yüzyıldayız. 21’inci yüzyıl iletişimin çok yüksek olduğu, internet çağını yaşıyoruz, insanlar uzaya gidiyor, uzaya yerleşme planları yapılıyor, ama biz 100 metre, 200 metre, bin metre altımızdaki dünyamızdaki güvenliği sağlamıyoruz. Türkiye’nin bence bu ayıptan kurtulması lazım. Bu nasıl yapılacak? Bir defa ileri teknolojiyi bizim kullanmamız lazım’’ dedi.
‘’Soma kazasından sonra çıkaralan Maden Yasası, STK’ların görüşü alınmadan yapıldı’’ diyen Tonbul, şöyle konuştu:
‘‘Bugün bizim enerjimizin neredeyse yüzde 70’i, 75’i madenlerden sağlanıyor; yani petrol de bir maden, doğal gaz da bir maden, kömür de bir maden, bizim bunları kullanmamız lazım. Fakat bizde açık ocak işletmeciliği az, yeraltı ocağı işletmesi daha fazla. Tabi ki yeraltında maliyet yüksek ve açık ocakla birlikte aynı fiyata satıyorsunuz bunları, yani piyasadaki fiyatı aynı. Rekabet etmesi için herhalde yatırımlardan veya işçilikten kaçılıyor. Bunlar yanlış şeyler, insan emeği her şeyin önünde. Bizim devletimiz elbette ki kömürü çıkaracak, ama çıkarmış olduğu bu kömürde bir teşvik edilmesi lazım, bunların teşvik yöntemlerinin geliştirilmesi lazım. Şimdi şöyle: Kamu eliyle işletilebilir de, işletilmeyebilir de, ama bugün bir özel eliyle işletilen yerlerde bu işçiler işten çıkarılıyor. Özel sektör eliyle işletilen yerlerde bu maden kazaları oluyor. Eskiden bizim Zonguldak TTK’da da bunlar oluyordu, ama son zamanlarda olmuyor. Demek ki devlet bir şekilde oradaki teknolojiyi geliştirdi, önlemlerini alıyor, işçi sağlığı ve güvenliği noktasında daha ileri seviyede. Özel sektörde bu sıkıntı varsa, bunun kontrol mekanizmalarını da biz oluşturmamız lazım. Çalışma Bakanlığımız olsun, Maden İşleri Genel Müdürlüğümüz olsun, Enerji Bakanlığımız olsun, bunların koordineli çalışması lazım. Bir de biz sivil toplum örgütleri olarak burada kendimizi görevli hissetmemiz lazım. Sendikalar, işçi sendikaları, memur sendikaları olarak bizim burada yapılan yatırımları veya orada yapılması gerekenleri rapor etmemiz lazım. Şimdi İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası bizde yeni, henüz çok yeni bir yasamız var. Bu yasanın bazı sektörlerde geçerliliği yoktur. Madencilikte şu anda düzenlemeler yapılıyor. Yeni çıkan yasayı, şimdi yeniden revize etme yoluna gidiyoruz. Bu yasa çıkarılırken sivil toplum örgütleriyle birlikte yapılması lazımdı. Yani bunun tarafları, işveren, çalışan, devlet, sendika, hepsi biraraya gelip bunların düzenlenmesi gerekiyordu. Ancak bize hiçbir şekilde davet gelmedi.’’
‘‘Denetim Süreleri Yeterli Değil’’
Denetim için görevlendirilen personele yeterli sürenin verilmediğini ifade eden Tonbul, ‘’Maden İşleri Genel Müdürlüğünde çalışan arkadaşlarımız bu maden ruhsatlarını ve işletmelerini kontrole gidiyorlar. Bu arkadaşlara devlet memuru olmaları nedeniyle bir harcırah ödeniyor. Devletin bunlara verdikleri görev; işte falanca yere gidin hemen bakın gelin. Yani siz kontrolü detaylı yapmak yerine yüzeysel yapma gibi bir durumla mecbur kalıyorsunuz, çünkü verilen süreli bir görev. O süreli görev içerisinde bunu yapacaksınız. Sürenin yetersiz olmasından dolayıda deneytimler detaylı yapılamıyor.
‘’Denetimler Özerk Kuruluşlar Tarafından Yapılmalı’’
Denetimlerin özerk kuruluşlarca yapılması gerektiğinin altını çizen Tonbul, ‘‘Maden İşletmelerinin denetimini yapan İş sağlığı ve güvenliği uzmanlarının, devletin veya patronun elemanı değil, özerk bir kurumun elemanı olması lazım. Yani bugün Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu var, bugün Sermaye Piyasası Düzenleme Kurulu var bunlar özerk. Bu kuruluşlar gibi özerk bir kuruluş tarafından denetlenmeli. Denetimi gerçekleştirecek görevlilerin, Kontrol edecekleri işletmeleri daha önceden bilmeden cep telefonlarına veya kendilerine gelen bir mesajla, işte siz Ermenek’te falan yere gidip kontrol edeceksiniz, sizin ücretinizi de o kurum ödeyecek. Ne Enerji Bakanlığı, ne Çalışma Bakanlığı, ne de patron, ne de kurumun kendisi? Şimdi düşünün ben kamudayım, kamuda kamu işletmeciliği yapan bir madendeyim ve iş sağlığı ve güvenliği uzmanıyım. Kime bağlıyım? Müdürüme bağlıyım, daire başkanıma bağlıyım, genel müdürüme bağlıyım, bağlıyım ama sonuçta bir memurunum. Bugün mobbing diye bir sistemde var. Bu noktda sağlıklı bir denetimden söz etmek mümkün olmayacaktır’’ dedi.
